HiFi Sözlük

16-09-2019 08:31
HiFi Sözlük
Öncelikle isimden başlamalıyız. Hi-Fi, High Fidelity demektir ve Türkçede "Yüksek Sadakat” demektir. Açılım şu şekildedir: High End and Ultra Fidelity. High End, belirli bir gerilime ihtiyaç duyan, empedansı olan cihazlardır, hoparlör gibi. Ultra Fidelity ise bozulma oranını en az tutan ve sesi işleyen kısımdır, amfi (Kuvvetlendirici) gibi.
 

AAD
CD’ler üzerinde bulunan bu tanım kaydın ve master’ının analog formda olduğunu fakat digital olarak saklandığını belirtir. Analog>Analog>Dijital.

AC-3
Daha çok Dolby Digital olarak bilinir.

ADD
Analog olarak kaydedilmiş fakat master ve saklama işlemlerinin dijital olarak yapıldığını anlatan terimdir. Analog>Dijital>Dijital.

Alignment
Genelde pikapların iğnelerinin pikap izlerine ve kol yapısına göre ayarlanma sürecine verilen İngilizce tanımlama. İyi hizalanmamış bir iğne, ses kalitesine kötü etki edebileceği gibi ayrıca plağa da zarar verebilir. Bunun haricinde kaset dekleri içinde hizalama önemlidir. Her ne kadar yeni cihazlarda bu özellik olmasa bile, geçmiş dönemlerde bu cihazlarında okuma ve yazma kafaları manuel olarak ayarlanabilmekteydi.

Amplifikatör
Müzik sistemlerinde ampli, (fransızca amplificateur) yükseltici anlamında kullanılır. Kaynak cihazlardan (CD çalar, pikap gibi) çıkan ses sinyalleri güçlendirerek hoparlörlere gönderme görevini üstlenir. Çeşitli mimariler ve bu mimari özelliklere dayanan sınıflandırmalar mevcuttur. Asıl sınıflandırma transistörlü yapıda olanlar ve vakum tuplu yani eskiden beri Türkçe’ye yerleştiği şekli ile lambalı yapıda onlar. Bunlarla birlikte son yıllarda yaygınlaşan (melez) tasarımlar da vardır. Yine bunlara ek olarak entegre yapıdakiler, giriş/güç katı ayrı kasalar halinde üretilenler ve monoblok (güç amplileri için) şeklinde ana yapıdan bağımsız alt sınıflandırmalar da mevcuttur.

Analog
Dijital olmayan tüm platformlar için kullanılan tanımlamadır. Örnek olarak plak, kaset ve manyetik bant verilebilir.

Anti-skating
Fizik kuralları gereği plak tonearm’ı merkeze doğru iter, bunu önleyebilmek adına kullanılan parçaya ve teknolojiye anti skating denir. Bu karşıt kuvvet uygulayan bir yay sistemi olabileceği gibi özel tasarlanmış ağırlık sistemi de olabilir.

Balanced Connections
Üç pinli XLR konnektörünü kullanan bağlantı şeklidir. Aynı şekilde dijital bir format olan AES/EBU bağlantısı içinde kullanılır. Bu bağlantı da negatif ve pozitif topraklama ayrı ekranlanmıştır. Teorik ses kalitesi standart bağlantıya göre daha yüksektir.

Banana Plug
Hoparlör bağlantısında kullanılan özel bir konnektördür.

Binding post
Hoparlör bağlantı terminallerine verilen isimdir. Kabloları kabul edebildiği gibi, banana plug ve bunlar gibi diğer bağlantı yöntemleri içinde özel olarak üretilmiş şekillerde olanları bulunmaktadır.

Bit
En küçük dijital veri depolama birimidir. DAC’lar tarafından ses sinyaline dönüştürülür.

Bas
Alt frekanslar.

Bas reflex
Bas yani alt frekans seslerin daha inandırıcı olmasına yönelik tasarlanmış bir hoparlör tasarım şeklidir. Hoparlör kabinin yapısı kullanılarak özel tasarlanmış delikler ile (arkada veya önde olabilir) sürücülerin hava ile etkileşimi sonuncunda oluşan basınç kullanılır. Günümüzde bu tasarım çok sıklıkla kullanılmaktadır.

Biamping
Bir hoparlorün beslenmesi için eğer bu tarz kullanım uygun ise, crossover’ın her bir girşinin ayrı amplifikatör ile beslenmesi anlamına gelir. Dolayısıyla hoparlorümüzün arkasında eğer 2 set giriş var ise, her girişe ayrı bir amplifikatör kullanarak sinyal verir isek, toplamda 2 adet stereo power amplifikatör kullanmamız gerekir, eğer ki, monoblok power amplifikatör ile sürmeyi planlıyorsak kullanmamız gereken ampli adedi dört olacaktır.

Biwiring
Biamping ile aynı mantığa sahip olsa da, genelde tek bir amplifikatör kullanılarak uygulanmaktadır. Bir set yerine iki set kablo kullanılarak yapılır.

Blu-Ray
Dokuz büyük elektronik firmasının oluşturduğu konsorsiyumun yeni dijital depolama platformudur. 12cm Blu-Ray diskine, yaklaşık 27GB veri, 13 saat ses ve 2 saat civarında da High Definition görüntü kaydedilebilir.

Bridging (Köprüleme)
Güç artırımı için sisteme bridge (köprü) modunda amplifikatör eklenmesidir. Kullanılacak amplifikatörlerin mutlaka bu tasarıma sahip olması gerekmektedir.

Cartridge (Kartuş)
Dilimizde bir çok farklı tanımlamaya sahip bir kavramdır. Kartuş yada iğne genel olarak en çok kullanılanlardır. Plak üzerindeki izleri okuyan parçadır. MM ve MC olmak üzere iki varyasyonu vardır.

CD Player
CD üzerine kaydedilmiş müzik verilerini okuyarak bunları analoğa çeviren ve amplifikatöre aktaran cihazın ismidir. Bir müzik setinin parçası olabileceği gibi sadece bu görevi üstlenmiş tek cihaz (ki bunlara deck denmektedir) olarak da üretilmektedir. Bileşenleri ise, Kasa, dışarıdan elektriksel etkiyi almaması için özel maddeler ile kaplanmış, alt kısmında titreşim önleyici ayaklar bulunan parçadır. Üst düzey cihazlarda özellikle ayaklar hem cihazın içindeki titreşim azaltılması hemde dışardan gelebilecek titreşimin cihaz içerisinde sese olumsuz etki yapmamasına yönelik farklı maddeler kullanılarak üretilirler. Kauçuk ve plastik bazlı özel maddeler olabileceği gibi, özel metal sivri ayaklarda kullanılmaktadır. Çekmece, CD’yi cihazın içerisine alan özel çekmecelerdir. Basit CD çalarlarda plastik kullanılırken, özel cihazlarda alüminyum gibi farklı metallerden özel mekanizmalar geliştirilmiştir. Ayrıca bazı üreticiler üstten yüklemeli mekanizmalarında ayrıca bir kilitleme sistemi kullanarak istenmeyen titreşimleri yoketmeye uğraşmaktadırlar. Geliştirilmiş en önemli çekmece mekanizması TEAC firmasının geliştirdiği VRDS sistemidir. Motor ve göz sistemi. CD üzerindeki veriler özel bir lazer ışını demeti ile okunurlar. Bu mekanizmanın hareketini sağlayan özel bir mekanizma vardır. Ayrıca CD’nin bağlı olduğu milin çevrilmesi de ayrıca başka bir motor mekanizması tarafından gerçekleştirilir. Tüm bu mekanizmalara elektrik, transformatörler vasıtası ile sağlanmaktadır. Üst düzey cihazlarda bu elektriksel yapı ayrıca izole edilir, mekanizmalara da titreşim önleyici eklemeler uygulanır. Dijital analog çevirim katı. Bir CD çaların en önemli parçalarından bir tanesidir. CD üzerindeki veri amplifikatöre aktarılmadan önce mutlaka analoga çevirilmelidir. Bu kat bu işlemi gerçekleştirmektedir. Şu an 24 bitlik özel çeviriciler kullanılarak ses kalitesinde önemli artışlar sağlanmıştır. Burada analoga çevrilen veriler, farklı kablolama teknikleri ile amplifikatöre aktarılırlar. Bugün için yoğunlukla kullanılan çıkış tipleri: RCA, Toslink ve optik çıkışlardır.

CD
Sony ve Philips tarafından geliştirilmiş ve çok yoğunlukla kullanılan bir dijital veri saklama medyasıdır. Gelişen ihtiyaçlar ile, kapasitenin yetersiz kalması sonucunda yeni dijital platformlar geliştirilmeye devam edilse de, uzun bir süre daha kullanılacak gibi görülmektedir.

CD-text
CD üzerinde kısıtlı bir alan üzerinde albüm ismi, şarkı ismi gibi ayrıntıların kaydedilerek, kaynak tarafından ekranda gösterilebildiği bir teknolojidir. CD’nin veri depolama kapasitesinin azlığından dolayı çok yaygın olarak kullanılamasa da, yeni gelecek dijital kayıt medyalarında benzer bir versiyonunun çok sıklıkla kullanılacağı düşünülmektedir.

CD-transport
CD Transport, günümüzde yaygın şekilde kullanılan standart CD çalarların ilk dönemlerinden beri varolan sorunlarını çözmek amaçlanılarak üretilmiş çok özel ve profesyonel bir cihazdır. Özellikle elektronik devre, transformatör gibi bir çok farklı bileşeni içerinde barındıran tek kasada toplanmış bir CD çaların, tüm bu bileşenlerin birbirleri ile oluşan etkileşimle genel ses kalitesinde bir bozulma yaratacağı teorisinden hareketle, özel hi-fi üreticilerinin bunları birbirinden ayırmaları ile ortaya çıkmıştır.Bilindiği gibi bir CD çaların içerisinde mekanik ve elektronik olmak üzere 2 ana bölüme ayrılabilecek bileşenler bulunmaktadır. Mekanik her bileşenin belli bir titreşim yaydığının prensibinden hareketle özellikle dijitalden analoga çevirim katında oluşabilecek olumsuzlukların önlemesi amacı ile bu mekanik kısmın ayrıştırılması ile üretilir. İçerisinde çekmece denilen yani CD’nin konduğu mekanizma, CD’nin üzerindeki verileri okuyan göz ve lazer ışını üreten elektronik devreler ve bunların hareketini sağlayan mekanizma ve tüm bu bileşenlerin gereksinim duyduğu elektriği sağlayan kablo ve transformatörler tek bir cihaz içine toplanır. Bu cihaz sadece CD’nin üzerine kaydedilmiş veriyi okur fakat hiçbir işlem yapmadan direkt olarak ayrı bir cihaz olarak tasarlanmış D.A.C. yani dijital analog çeviriciye aktarır. Bu bağlantı standart RCA kablolarla yapılabildiği gibi, optik kablolarla da yapılabilmektedir ki, ses kalitesinde belirli bir artışı sağlar. Bu tarz bir sistem minimum iki parçadan oluşur, CD Transport ve D.A.C. katı. Bu çözüm dijital sinyallerin analoğa çevirimi için devrimsel bir çözüm olarak kabul edilse de, çok pahalı ve sadece özel ses sistemi üreticileri tarafından üretilmiş ve yaygınlıkla kullanılmayan özel bir çözümdür. DVD’nin yaygınlaşması ile farklı üreticiler bu medya içinde benzer çözümler üretmeye başlamışlardır.

Class A
Amplifikatör sınıflaması için kullanılır. Çıkıs katında devamlı akım bulunur. Bunun getirisi olarak elektrik sarfiyatı çok yüksektir. Buna karşılık en saf sese sahip oldukları düşünülür. Sesteki bozulma teorik olarak en alt seviyededir

Class B
Çıkış elemanları işlemleri sıra ile yapar. Once eksi, akabinde artı yuklu sinyalleri işlenir. Bu işlem günümüz teknolojisi ile yeterince hızlı yapılamadığından pek kullanılmamaktadır

Class A-B
Çıkış elemanları sinyallerin sadece yarıdan fazlasını işler. Çıkış elemanları Sınıf A’daki gibi tamamen akımla kaplı değildir. Bu sayede Sınıf A’nın dezavantajları ortadan kaldırılmış olur. En çok kullanılan sınıftır.

Coloration
Müzikte özellikle cihazlardan kaynaklanan bozulmalar ve renklendirmeler için kullanılan terimdir. İstenilen bir durum değildir.

Component Video
Her üç video sinyalinin ayrı ayrı taşınması mantığına sahip bir kablolama sistemidir. Özellikle DVD ve görüntü birimleri arasındaki bağlantı için kullanılır.

Composite Video
Tek bir konnektör vasıtası ile video sinyallerinin aktarımını sağlayan kablo türüdür. Genelde sarı renkli bir RCA şeklinde tasarlanır.

Compression (Kompresyon)
Radyo kanalları tarafından kullanılan müzik sinyallerinin özellikle uç frekanslardaki farklılıkları dengeleyen teknolojidir.

Crossover
Aslında bir elektronik devre olup, özellikle hoparlörlerin içerisinde sürücülere gönderilecek frekansların ayrılmasına yarar.

DAB
Digital Audio Broadcasting Özellikle FM ve AM bantlarının doğasından kaynaklanan sorunları yoketmeye ve ses kalitesini arttırmaya yönelik radyo yayın standartıdır. Daha az sinyal istasyonu ile daha kaliteli ve daha fazla veri içeren bir yayın yapılabilir. Ülkemizde de deneme yayınları sürmektedir.

DAC
DAC (Digital to Analog Converter) dilimize dijitalden analoga dönüştürücü olarak çevirilebilecek özel bir tanımlamadır. Özellikle CD’nin ortaya çıkmasından itibaren, bu medyalara kaydedilen verinin dijital olması sebebi ile, verinin analoga çevrilmesi amacı ile kullanılmaya başlanmıştır. Bir CD çaların kasasına monte edilmiş halde olabileceği gibi ayrı bir cihaz olarak da kullanılabilir. Özellikle ayrı kullanım profesyonel cihazlarda karşımıza çıkar. Buradaki amaç CD okuma mekanizmasının mekanik titreşimlerinin ve cihaz içerisindeki diğer elektronik bileşenlerin dijitalden analoga çevirim sırasında etkileşimini minimuma indirmektir. Farklı teknolojilere sahip olsa da, CD, SACD, DVD gibi tüm dijital kayıt platformlarında mutlaka kullanılır. Pulse D.A.C. En yaygın kullanılan, üretimi en basit dijitalden analoga dönüştürücü teknolojisidir. Özel analog filtre devreleri kullanılarak kaynaktan gelen dijital sinyaller analoga çevrilir. Genelde maksimum 16 bitlik çeviricilerdir. Özellikle son yıllarda özellikle zamanlama konusunda çeşitli sorunları bulunduğundan, kullanımı yavaş yavaş sona ermektedir. Oversampling DAC. Geçmiş yıllarda özellikle CD okuyucularda kullanılan 16 bitlik dijitalden analoga dönüştürücü teknolojisinin 24 bit olarak yenilenmiş versiyonudur. Bu sayede çok daha yüksek bir frekans aralığında çevirim yapabilmektedirler. Bu sayede standart bir müzik CD’si bile çok daha detaylı şekilde çalınabilmekte ve frekans zenginliği sayesinde analoga bir adım daha yaklaşılmıştır. Dijitali analoga çevirme teknolojisinin varoluşundan beri bulunan sorunlar hem bu tarz DAC’ların kullanımı hemde farklı yeni teknolojiler ile (özel dış saat üniteleri gibi) büyük ölçüde çözümlenmiştir. Hibrid DAC Farklı dijital-analog çevrim teknolojilerinin bir arada kullanılarak olumlu yanlarından faydalanmayı hedefler. Teoriden öteye gitmemiştir.

DAT
Digital Audio Tape şu an genel olarak sadece profesyonel kullanıcılar tarafından kabul gören bir medyadır. Manyetik bant teknolojisinin sayısallaştırılmış bir gelişmiş versiyonu olarak tanımlanabilir.

DCC
Digital Compact Cassette, Philips tarafından ortaya çıkartılan ve standart kasetlere alternatif olarak sunulan bir dijital kayıt platformudur. Her ne kadar piyasaya lanse edildiği dönemdeki rakiplerinden daha yüksek standartlara ve kaliteye sahip olsa da, hiçbir zaman yaygın hale gelememiştir.

DDD
Dijital > dijital > dijital yani kaydın, mastering ve saklama işleminin tamamen dijital olarak yapılmış olması anlamına gelir. CD kapaklarında tanımlama amacı ile kullanılmaktadır.

Desibel (dB)
Ses basıncında oluşan farklılığın ölçülebilmesi için kullanılan birimdir. Logaritmik bir değer olduğu için daima iki değer arasındaki karşılaştırmadır. Bunun sonucu olarak da, çoğu kez ölçülen güç değeri değişik olmasına rağmen desibel sayısı aynıdır. Müzik sistemlerinde sürücülere 1 metre uzaklıkta ölçülen basınç olarak kullanılır.

Digital output
Dijital sinyallerin harici bir DAC tarafından işlenmesi amacı ile aktarımında kullanılan ve elektriksel karakterli ve optik olarak iki farklı yöntemi olan bağlantı yöntemi.

Distortion (distorsiyon)
Ses sinyallerinde, cihazlar veya diğer çevresel faktörlerden dolayı istenmeyen bozulmalar için kullanılan terimdir.

DLP
Digital Light Processing , özel mikroçipler vasıtası ile görüntü sinyalleri üzerinde yapılan düzeltmeler ve düzenlemelerdir. Oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir.

Dolby 3 Stereo
Ev sinema sistemlerinde sağ ve sol kanala ek olarak centre hoparlörü de devreye sokan standarttır. Günümüzde neredeyse hiç kullanılmamaktadır.

Dolby B, C ve S
Dolby tarafından geliştirilen okuma ve kayıt anında oluşan istenmeyen gürültüleri önleme teknolojileridir. Son geliştirilen versiyonu Dolby S’tir.

Dolby Digital
AC-3 olarak da bilinen ev sineması standardıdır. 5 ayrı dijital ses kanalı ve alt frekanslar için ayrı bir kanal kullanılarak efektler yaratılır.

Dolby Digital Surround EX
Dolby Digital 5.1 olarak bilinen formatın geliştirilmiş halidir. Bu standardın öncekisinden farkı daha gelişmiş bir decorder’in, farklı bir amplifikasyon standartının ve arka merkez kanala bir yada iki adet ek hoparlör eklenmesidir.

Dolby HX Pro
Dolby tarafından geliştirilmiş, kayıt ısırasında daha geniş bir frekans yapınsın daha az gürültü ile kaydedeilmesi prensibine dayanan standart.

Dolby Labs
Özellikle sinema seslendirme ve gürültü azaltma teknolojileri ile tanınan firma.

Dolby Pro-Logic
Dolby surround standartlarına bir ön merkez hoparlörün eklenmesi oluşturulmuş bir standarttır. Bugün için neredeyse hiç kullanılmamaktadır.

Dolby Pro-Logic II
Dolby Pro-Logic’in oldukça geliştirilmiş yeni ve en son varyasyonudur. Özellikle iki kanallı kaynak ve medyalardan gelen sesin çok kanala dağıtılması amacı ile kullanılmaktadır.

Dolby Surround
Ön kanallara ek olarak kullanılan arka hoparlörler ile kullanılmaktadır. Ev sineması formatları içerisinde en ilkelidir. Günümüzde kullanılmamaktadır.

Dijital
Tamamen sayısal veri saklama biçimidir. CD, DVD vesaire gibi medyalar, dijital platformlardır.

Div-X
DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş bir dijital sıkıştırma formatıdır. İnternetin hızlanması ile kullanımı çok yaygınlaşmış ve özel okuyucu cihazlar piyasaya sürülmeye başlanmıştır.

Dual mono
Entegre amplifikatörlerin içerisinde sanki monoblok gibi birbirinden bağımsız olarak tasarlanmış olanlarına verilen isimdir.

DTS
Ev sinema sistemleri standartı geliştiricisidir. Dolby Digital standardının tam karşılığıdır.

DTS ES Discrete 6.1
Tek gerçek 6.1 sistemdir. Tüm kanallar bağımsız ve arka merkez kanalı eklenmiştir. Özel bir decoder’a ihtiyaç duyar.

DTS ES Matrix 6.1
Dolby Digital Surround EX’in birebir aynısıdır.

DVD
Digital Versatile Disc – günümüzde çok yaygın kullanılan dijital veri saklama medyasıdır. Yerine geçecek standart için savaş başlamıştır.

DVD A
DVD’nin ses kalitesi arttırılmasına yönelik çalışmalar sonrasında ortaya çıkan format.

Dynamic range
En alt ve en üst frekanslar anlamında bir sistemin veya komponentin verebileceği veya iletebileceği genişlik olarak tanımlanabilir. Bu genişlik sistemin sınırlarını belirler.

Electrostatik Hoparlör
İlk olarak 1956 yılında Quad firmasının sahibi ve tasarımcısı Peter James Walker tarafından üretilmiş, daha sonra bir çok firma tarafından teknolojik anlamda geliştirilmiş, çok özel bir hoparlör türüdür. Genel anlamda bir elektrostatik hoparlörde 3 ana parça bulunur. En önemli parça, diyaframdır. Bu özel plastik bir madde olabileceği gibi farklı maddelerin karışımdan kompozit yapılarda kullanılabilir. Özellikle 2000’li yıllarda farklı kompozit maddelerin bulunması ile bu tarz hoparlörlerde diyaframda oldukça yenilikçi tasarımlar yapılmıştır. Diğer önemli parça ise statörlerdir. Statör, diyaframın iki yanına yerleştirilir. Statörlerde genelde özel çelik levhalar kullanılabileceği gibi, gene farklı metaller de kullanılmaktadır. Özel voltaj yükleyiciler kullanılarak diyafram pozitif şarj edilir. Statörlerde gelen sinyallere göre negatif şarj edilerek farklı kutupların birbirlerini itme prensibine göre diyafram hareket eder. Karşıt güçler çeker, benzer güçler iter. Diyafram sürekli ve pozitif şarjlıdır. Karşıt kutuplarda şarjlı olan statörlerin kutupları sürekli değişerek diyaframı hareket ettirirler.Statörler, amplifikatörden gelen sinyalin, özel trafolarda ters kutuplarda sarj edilmesi ile, belirli bir voltajda elektrik ile yüklenir. Bu yüklemeler ile, gelen sinyal diyaframda itme ve çekme hareketini oluşturur. İşte bu sayede diyaframlar vasıtası ile ses oluşur. Teorik olarak klasik hoparlörlerden çok daha etkili bir tasarım olmasına rağmen üretiminin zorluğu, karmaşık teknolojik yapısı ve üretim maliyetinin yüksekliği yüzünden asla çok yaygınlaşmamış ama özel örneklerinin mükemmel ses kalitesi onları hi-fi tarihinde çok özel cihazlar haline getirmiştir. Şu an özellikle Quad, Martin Logan, Akustat gibi firmalar tarafından üretimlerine devam edilmektedir.

Flutter
Genelde pikaplarda oluşan devir sorunlarına genel olarak verilen isimdir. Devrin çeşitli sebeplerle tutmaması durumudur. Bu soruna çözüm olarak pitch adı verilen potansiyometreler kullanılarak devir tuturulabilir. Aynı sorun kaset deklerinde de yaşanabilmektedir.

Frequency
Bir olayın belirli bir birim zaman içinde hangi sıklıkla tekrarlandığının ölçümüdür. Teorik olarak bas sesler düşük frekansa, tiz sesler yüksek frekansa sahiptir. Normal ibir insanın duyma eşiği, yaşa ve kişiye bağlı olmakla beraber 16Hz to 20kHz.

Front End
Bir sistemdeki sinyal kaynakları (pikap , CD okuyucu vs) için kullanılan İngilizce terim.

HDMI
High-Definition Multimedia Interface. Görüntü, ses, data ve hatta kontrol sinyallerini taşımaya yarayan arayüzdür. Özelikle ses ve görüntü cihazları arasındaki bağlantıyı sağlamak üzere geliştirilmiş yeni jenerasyon bir bağlantıdır.

HDCD
High Definition Compatible Digital – CD’de daha iyi ses standart için geliştirilmiş bir ses standartıdır. Uygun bir kaynak ile kullanılmak zorundadır.

Hertz (Hz)
Frekans ölçü birimidir. Bir Hz bir sinyalin saniyedeki döngüsüdür.

Horn Speaker
Horn tipi hoparlörler, hoparlörler arasında en değişik ve özel tasarımlardan bir tanesi hatta belki de en egzotik olanıdır. Türkçe’ye boru hoparlör olarak çevirilebilir. Makelenin bundan sonrasında horn yerine boru kullanılacatır. Ortaya çıkışları ilk amplifikatörlerin bulunmasına kadar uzanır. 1923 yılında ilk triyod lambaların bulunmasının akabinde bu yükseltilmiş sinyallerin ses dönüştürülmesi amaçlanan bir teknoloji aranmaktaydı. Bulunan ilk çözümlerden bir tanesi boru şekline getirilmiş metal diyaframların, titreşimler üreterek ses vermelerine dayanıyordu. Bu ilk tip borular özellikle eski gramofonlarda kullanılmaktaydı. Bell Laboratuarlarından iki mühendis 1927 yılında daha yenilikçi bir çözüm geliştirmeyi başardılar. Farklı şekilde yüklenmiş elektrik sayesinde anlık oluşan manyetikleşmeler ile ses üretebileceklerini buldular. Hoparlörlerin dönüm noktası budur. İlk dönemlerden bu yana bir çok firma boru tipi hoparlörler üretmiştir. Hatta bir kısmı üretimlerine devam etmekte, bir kısmıda bu teknolojiyi sadece belirli frekansları kapsayan sürücülerde kullanmaktadırlar. Boru tipi hoparlörleri üreten en önemli firmalar, JBL, Altec Lansing, Klipsch, Lowther gibi firmalardır. Bugün bunlara sadece bu konuda üretim yapan özel firmalarda katılmıştır ki, en önemlisi Avantgarde Audio’dur. O yıllardan bugüne teknolojik olarak devamlı gelişerek üretilmiş, en eski hoparlör tipi boru tipi hoparlörlerdir.En basit hali ile oldukça hızlı bir sürücü hoparlörlerden gelen titreşimlerin konik bir boru içerisinde daha fazla basınç oluşturarak büyültülmesi esasına göre çalışır. Konik yapılı şekil ilk ortaya çıktığından bugüne kadar çeşitli değişikliklere uğrasa da, ana şekli çok bozulmamıştır. Bu şekil teorik olarak akustik sinyallerin değişimini sağlamaktadır. Zaten boru tipi hoparlörlerin çalışma şekillerinin esası da budur. En önemli parça sürücü hoparlördür. Genelde bütün frekans değerlerini iletebilen tek bir sürücü özel hoparlör kullanılır. Bu da farklı ünitelerin kullanılmasından genelde daha etkin bir çözüm üretir. Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar. Bu sürücünün oluşturduğu ses sinyalleri yani titreşimler borunu içerisinde büyüyerek hoparlörden dışarıya çıkar. Alışılagelmiş bir hoparlör tasarımında da en büyük farkı budur. Standart bir hoparlör üzerindeki sürücüler bu tarz mekanik bir büyütme yapmazlar. Bu büyütme oranın büyüklüğünden dolayı teorik olarak desibel kazançları yüksektir. Bu nedenle Single Ended Amplifikatörlerle sürülmeleri daha uygundur.Boru tipi hoparlörler genelde ses sinyalleri büyütürken bir değişime uğratırlar. Bunun yanısıra belirli bir orandan daha fazla gürültü oluştururlar. Bu sebeple tasarımları ciddi anlamda mühendislik çalışma gerektirmektedir. Bugün bazı hoparlör üreticileri bu sorunları yenmeyi başarmış ve çok hassas cihazlar üretmeyi başarmışlardır. Fakat ürünlerin fiyatları çok yüksek olduğundan yaygınlaşamamıştır. Yüksek hızlı sürücü tasarımındaki sorunlar. Tüm frekans değerlerini mükemmel olarak yansıtabilen bir tasarım neredeyse imkansızdır. Bu nedenle özellikle alt frekans ses sinyallerinin farklı bir hoparlöre üst ve orta frekansların ise tek bir sürücü hoparlörden aktarılması ile bu sorun çözümlenmiştir. Bazı firmalar her üç grup ses frekansını ayrı hoparlörlerden vererek 3 ayrı boru ünitesi kullanmaktadırlar. Sonuçta 1 hoparlör başına 3 adet boru düşmekte ve cihazın boyutları ve ağırlığı inanılmaz hale gelebilmektedir. Diğer sistem bileşenlerinin maksimum kalitede olması gerekliliği. Bir boru tipi hoparlör sürücüden gelen her sinyali büyütür. Eğer bağlı olduğu sistemde örneğin bir dip gürültü var ise, bu gürültüyü de büyüterek rahatsız edici hale getirebilir. Bunu önlemek için tüm sistem bileşenlerinin, kablolama ve hatta elektrik sisteminin özel olarak tasarlanmış olması gerekliliği, parasal değeri inanılmaz yükseltmektedir.

Hum
Özellikle pikap kullanımında oluşan dip gürültüye verilen isim.

Impedance (Empedans)
Elektrik özelliği. Düşük empedans kaynaktan daha yüksek akım gereksinimi duyar. Dolayısıyla yüksek empedans‘ta daha az akım gereksinimi oluşur. Buradan hareketle düşük empedanslı bir hoparlörün amplifikatör tarafından daha zor sürüleceği anlamına gelir.

Line Level
Kaynaktan gelen sinyal eğer ki büyütülmek istenmiyor ise, kullanılan kaynak seçiciye verilen isimidr.

Midband veya Midrange
Orta frekanslara verilen isimdir. Özellikle doğal olması istenilen bir durumdur.

Minidisc
Sony’in geliştirdiği 74dakikaya kadar kayıt yapılabilen dijital medyadır. Çok yaygınlıkla kullanılamamaktadır.

Monobloc (Monoblok)
Bağımsız yani pre amplifikasyon içermeyen tek kanallı güç amplifikatörüdür. Bir stereo sistem oluşturabilmek için iki tane kullanılması gerekir.

Moving coil
pikap iğnesi tipidir. İngilizce Moving Coil kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuştur. Türkçe’ye hareketli bobin olarak çevirilebilir. Özellikle üretiminin maliyetli olması ve beraber kullanıldığı sistemin belli özelliklere sahip olması gerekliliğinden dolayı daha az kullanılan bir iğne türü olsa da, özellikle frekans aralığının genişliği ve yüksek ses kalitesinden dolayı odyofil’ler tarafından tercih edilen bir iğnedir. Bu iğne türünde mıknatıslar sabit durumda olup, iğnenin bağlı olduğu bobinler plak üzerine kaydedilmiş izler sayesinde sabit mıknatıslar içerisinde hareket ederek sinyali üretmektedirler. En düşük ses sinyali üreten iğne tipi budur. Özellikle son yıllarda hareketli bobinlere sahip pikap iğnelerine olan ilgi arttığından dolayı üreticiler, fono katlarında hareketli bobin iğnelere destek vermeyen pre amplifikatörlerle kullanılabilecek yeni bir MC iğne türevini de üretmişlerdir. Bu iğne aynı çalışma mantığına sahip olsa da çıkış hassasiyeti MM iğneler ile aynıdır. Bu sayede kullanımında özellikle 2000’li yıllarda artış olmuştur.

Moving magnet
MM iğne, plak üzerinde basılmış ses izlerini okuyan bir iğne türüdür. Okunan izler sinyal haline gelerek, yükseltilmek üzere fono katına gönderilir. MM iğne özellikle düşük fiyatları ve üretiminin göreceli olarak MC iğnelere göre daha basit olması nedeni ile çok yoğun olarak kullanılmaktadır. Fakat gerek frekans aralığı gerekse de hassasiyet, MC iğnelerden biraz daha düşüktür. Özellikle giriş seviyesi pikaplarda yoğun olarak kullanılırlar. MM iğnelerin ana özelliği, hareket halindeki mıknatıslara sahip olmasıdır. İğne bu mıknatıslara bağlıdır ve sinyaller, bu hareket sayesinde üretilirler. Hareket, iğnenin plak üzerindeki izler yani girintiler sayesinde titreşmesi ile oluşmaktadır. İngilizce’de Moving Magnet kelimelerinin baş harflerinden kısaltmadır. Türkçe’ye hareketli mıknatıs olarak çevirilebilir.

MP3
Günümüzde çok yaygın olarak kullanılan dijital sıkıştırma standardıdır. MPEG 1, layer 3 tanımlamasının kısaltılmışıdır. Özellikle internetin yaygınlaşarak, hızlanmasından sonra yoğun şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

Nicam
Near Instantaneous Compressed Audio Modulation – Özellikle VHS video döneminde kullanılan terim. Ses kalitesinde standart stereo kalitesinden daha yüksek bir standarttır.

Ohm
Akım direnci için kullanılan ölçü birimidir. Hoparlörlerin empedans değerini belirtir. Teorik olarak omajın düşmesi ile daha güçlü hoparlör tasarımları yapılabilirken, amplifikatörlerinde elektrik tüketimi artar.

Oversampling
Dijital analog çeviricilerde kullanılan ve sinyal frekansını yükseltildiği, istenmeyen sinyallerin ise filtrelendiği devre yapılarıdır.

Passive
Son yıllarda tekrar yaygınlaşmaya başlayan sinyalin hiçbir şekilde büyültülmesine yönelik parça veya komponent kullanılmayan yapı. Bu sayede teorik olarak seste bozulmanın veya etkinin minimize edildiği düşünülmektedir. Ama pratikte kullanıldığı yapıda kullanılan komponentlerin ile kalitesi ile ilintilidir. Özellikle pre amplifikatörlerde sıklıkla kullanılmaktadır.

Pikap
Pikap, plaklar üzerine kaydedilmiş ses sinyallerini okumaya yarayan kaynak cihazdır. Şasi, kol, tabla, motor ve iğne (MM iğne, MC iğne) ana parçalarıdır. Plak üzerine, üretim aşamasında aktarılmış olan göz ile görülemeyecek kadar ufak girinti çıkıntılar, okunarak ses sinyali üretilmektedir. Genel olarak iki tipi bulunmaktadır:Pikap tablasının motor tarafından direkt olarak döndürüldüğü tipler (direct drive) , motor torkunun tablaya bir kayış vasıtası ile aktarıldığı modeller (belt drive). Günümüzde en çok kabul gören ikinci tipte üretilen modellerdir. Hatta son yıllarda motor ana şasinin dışına taşınarak, oluşabilecek titreşimlerin azaltılmasına yönelik iyileştirmeler de sağlanmıştır.Çeşitli devirlerde üretilmiş plakları okuyabilen farklı pikaplar üretilebildiği gibi genel olarak tüm formatları destekleyen okuyucularda bulunmaktadır. Günümüzde özellikle 45 ve 33 1/3 turluk plaklar daha yaygın olsa da, 78 devirlik plakları da okuyabilen pikaplar bulunmaktadır.

Phono stage veya phono pre amplifier
Her kaynak cihaz (CD çalar, teyp vesaire) bir çıkış sinyali üretir. Bu standart sinyal gücü amplifikatöre giriş yapılarak yukseltilerek hoparlorlere aktarilir. Bu noktada pikapların sinyal gücü tüm diğer kaynaklardan daha azdır. Bu yuzden pikap iğnesinden gelen sinyal önce yukseltilip amplifikatöre o sekilde aktarılmalıdırlar. İşte bu yükseltme işlemi pre amplifikatörler tarafından phono katında yapılmaktadır. Pikaplarda kullanılan MM iğneler ve MC iğneler için farklı yükseltme seviyeleri bulunması gerekir. MC iğnelerin yapılarından kaynaklanan sinyalin daha da az kuvvetli olma ozelligi bu tip iğne ile donatılmış pikapların daha fazla yükseltme ihtiyacına sahip phono katları ile kullanılma durumunu ortaya cikartir

Plak
PVC’den yani termoplastik malzemeden üretilen iki tarafına da kayıt yapılabilen bir dairesel yapıdır. Pikaplarda okunarak, üzerine kaydedilmiş ses izleri dinlenebilir. İlk plaklar 1880’lerde ortaya çıkmaya başladı. Bu dönemlerde ebonit denilen oldukça kırılgan ve sıkıştırması zor malzeme kullanılmaktaydı. 1890 ların sonlarına kadar bu malzemeden yapılmış plaklar kullanıldı fakat Berliener tarafından geliştirilen yeni bir plastik maddenin kullanılmasıyla kırılganlığı önlendi. Ayrıca gene bu yıllarda farklı üreticiler tarafından farklı çaplarda üretilen plakların yerine ilk standartlarda kabul edildi. Böylelikle genel olarak 78’lik denilen aslında dakikada 78,26 devirlik plaklar standart hale geldi. Ülkemizde o dönem için yeni bu üretim teknolojisi ile üretilmiş plaklara taş plak adı verilmektedir. Ayrıca bu yıllarda 16 devirlik bir plakta ortaya çıkmış, fakat pek tutulmamıştır. Aradan geçen yıllar boyunca plak kaydı teknolojisinde çok sayıda yenilik ortaya çıkmasına rağmen plakların yapısındaki asıl değişiklikler 20. yy da olmuştur. Özellikle 78 devirlik plaklarda sadece 4 dakika civarında kayıt yapılabilmesi ve kırılgan olmaları çeşitli arayışları ve araştırmaları hızlandırmaktaydı. işte bu nokta da Amerikan Colombia firması tarafından yapılan çalışmalar sonucunda 33’lük tabir edilen plaklar ortaya çıktı. Bu plakların gerçek devirleri 33 1/3 devirdir. Bu plakların üretiminde özel bir plastik reçine kullanılmaktaydı. Bu sayede kolaylıkla kırılmaları önlendi ayrıca gelişen kayıt teknolojisininde yardımıyla gürültü oranları düşürülerek, müzik kalitesi de büyük ölçüde artırıldı. 33 devirlik plakların hemen ardından 1949 yılında Victor şirketi tarafından 45 devirlik plakların ortaya çıkması ile genel anlamda formatın gelişimi tamamlanmış, özellikle üretim ve üretimde kullanılan malzemenin gelişimi bugün bile sürmektedir.Plak üretimde kullanılan teknoloji özel pres yöntemidir. Özel kristal iğneler ile kazıma yapılarak özgün plak hazırlanır. Bu plağın izleri tam tersi şeklinde özel baskı ile üretimde kullanılacak kalıbın üretilmesinin akabinde özel baskı makinelerinde hammaddenin kalıplara dökülüp, hızlıca soğutulmasıyla üretilir. Yaklaşık 170 derecede kalıplara gönderilen polivinilklorür (plak hammaddesi) soğtularak plak elde edilmektedir. Günümüzde farklı ağırlıklarda üretilen plaklar olsa da en yaygınlıkla 33 1/3 ve 45 devirlik plaklar üretilmeye devam edilmektedir.

PMPO
Peak Music Power, RMS müzik gücünü açıkcası şişirmek üzere kullanılan bir terimdir. Genelde abartılı rakamlar ile belirtilir.

Power amplifier
Kaynaklardan gelen ses sinyalnini preampli vasıtası ile geldiğinde yükseltildiği amplifikatörlerdir. Sadece güç katları bulunur, preamplifikasyon için ayrı bir cihaz kullanılır.

Power handling
Hoparlörlerin bağlanılacak amplifikatör ile sürülebileceği minimum ve maksimum değerleri belirtmek için kullanılan değerlerdir. Genelde iki değer şeklinde belirtilir.

Preamplifier
Preamplifikatör, kaynaktan (pikap, CD çalar gibi) alınan ses sinyallerinin güç amplifikatörüne aktarılmadan önce kuvvetlendirildiği bir amplifikatör çeşididir. Genel anlamda bir potansiyometre vasıtası ise, ses kontrolünün yapıldığı, güç amplifikatörüne hangi kaynaktan sinyal yollanacağının seçildiği bir mekanizmaya sahiptir. Bunların yanısıra ton kontrolleri (bas ve tiz için), hoparlör balans ayarı gibi çeşitli ek işlevleri de içerebilir. Özellikle 1990’lar ve 2000’li yıllarda ortaya çıkan "sinyal yollarında mümkün olan en basit yapı” felsefesinin getirisi olarak bahsi geçen ek işlevleri içeren tüm düğmeler kaldırılmıştır. Böylelikle sinyal yolunun kısaltılması sağlanmış, mümkün olan en basit hale getirilmiştir.

Progressive Scan
Konvansiyonel TV görüntüsü 2 alandaki cizgilerin taranması ile oluşur. PAL sisteminde 625 adet kullanılır. Progressive Scan teknolojisinde uygun komponentler kullanılarak tüm alandaki çizgilerin bir kerede taranmasıyla gözle görünür bir görüntü sinyali artışı sağlanmaktadır. Şu ana özellikle NTSC sinyallerinin taranması konusunda hızlı bir ilerleme sağlanmış olsa da, PAL konusunda da hızlı bir gelişim süreci yaşanmaktadır.

RDS
Radio Data System: veri aktarımı sistemidir. FM radyo kanalları tarafından RDS uyumlu ekipmanlar kullanılınca ekranda görüntülenebilen kanal ismi ve çeşitli bilgiler için kullanılan kısaltmadır.

RGB
En basit anlamı ile resmi oluşturan Kırmızı, Yeşil ve Mavi renklerin İngilizce baş harfleri kullanılarak oluşturulan kısaltmasıdır.

Sampling rate
Bir dijital platformun sinyali örnekleme hızıdır. CD, DCC ve MiniDisc gibi cihazlar saniye de 44.1kHz ile 44,100 arası örnekleme yapar. Örnekleme oranı dijital bir platformun taşıyabileceği en yüksek frekans oranını belirler.

Scart
Avrupa standardı olarak ortaya çıkan 21 pine sahip ses ve görüntü sinyallerini iki yönlü olarak taşıyabilen bağlantı standardıdır. En kolay bağlantı şekli olduğundan genelde tercih edilmekte, fakat göreceli olarak diğer bağlantı türlerine göre daha kayıplı olduğu varsayılmaktadır.

Shielding
Özellikle ev sineması hoparlörlerinde sık kullanılan bu tanımlama, başta center hoparlörlerin televizyon ekranı üzerinde manyetik ve elektrik etsini önlemeye yönelik bir teknolojidir. Bu forma sahip olmayan hopalör, televizyon yanında kullanılırsa görüntüde bozulmalar oluşur.

Signal-to-noise ratio
Desibel birimi ile ölçülen, ses sinyalinin leveli ile istenmeyen gürültü seviyesi arasındaki orandır. Yüksek rakam, gürültünün daha az olacağını simgeler.

Stylus
Bir pikap kartuşunda, değişebilir kısım stylus olarak adlandırılır. Bu kısım genelde iğneyi ve kartuşa bağlantıyı sağlayan iletken bir kısmı içerir. Kartuşun sadece iğnesinin değişebilmesi çoğu zaman ekonomik bir çözüm olarak karşımıza çıkar.

Subwoofer
Genelde ev sinema sistemlerinde kullanılan ve alt frekans seslerin üretimi için kullanılan hoparlör sistemidir. Genelde aktif yani kendi içinde ses sinyalinin büyütülebildiği bir ampli olan versiyonu kullanılır. Kendi bağımsız amplisine sahip olmayan pasif tipleri de bulunmaktadır.

Tüm Bloglar

IdeaSoft® | Akıllı E-Ticaret paketleri ile hazırlanmıştır.